(V)eda Davası Yenilik Doğuran Bir Davadır

>> 4 Ocak 2015 Pazar

Dostlar, Romalılar, yurttaşlar, beni dinleyin;

Ben buraya Batuhan Yıldız'ı gömmeye geldim, övmeye değil. İnsanların yaptıkları fenalıklar arkalarından yaşar, iyilikler ise çoğu zaman kemikleriyle beraber gömülür gider. Çünkü Batuhan Yıldız hep söylemişti, O hiçbir zaman iyi hatırlanmaz, O yaşarken güzeldir, fotoğraflarda veya anılarda değil.

Bir ara size benim nasıl olup da bir güvenlikçinin suratsızlığından doğduğumu da anlatmak da isterdim. Ama şimdi bunlara zamanım yok.

Yıllar öncesinden bir Rize kahvehanesinde duyduğum gibi; "bir insan her gun ayni işi yapayise bir gun yaşamuş demektur." Batuhan'da da geri adım yoktu, bende de olmaz. 

"Boynumda asılı ipekböceği cinayetleri ve kumaş pantolonumdan belli olan sikimin bana kattığı ve reddettiğiniz o kadim asaletim ve keçi kokumla, yavaş yavaş ve yaşayarak ve daha güzelimi yaşatmak için intiharlardayım" diyen o afili piçe selam ediyorum. Devrimleri artık son evrimine girdi.

Hayat güzel. Hadi bana eyvallah.

Talep Sonucu: Müvekkilim, tarz-ı hayatlarınızın taarruzuna maruz kalmayı daha fazla mazur görebilecek durumda değildir. Gereğinin yapılmasını saygıyla; yolların, orospuların, ayyaşların, rakı masası mezelerinin ve inadına güldürünün Tanrı'sından, bilvekale arz ve talep ederim.

Müptezel Vekili
Cemal Yalağuz


6 yorum:

Kendini Bilmez 17 Ocak 2015 23:03  

Girizgahta "Ben buraya Batuhan Yıldız'ı gömmeye geldim, övmeye değil." demişsin sevgili Batuhan, yahut Cemal, veya bu aralar kendine her ne demeyi seviyorsan. Fakat bilakis, buraya her gelişinde Batuhan Yıldız'ı bizzat ve yegâne "övmek" amacı ile geliyorsun. İşbu çelişkiyi fark edebildiğimizi şahsım ve olası diğer okuyucularınızı vekaleten, tarafınıza da tebliğ etmek ve şayet mezkur durumun bir gereği varsa yapılmasını bilvekale arz ve talep etmek gailesi ile ikame ettiğim mübrez beyanımı böylelikle noktalar; esenlikler dilerim.

Batuhan Yıldız 18 Ocak 2015 00:42  

Çok teşekkür ederim okuyucu, elbette ki kendimi övmek için geliyorum. Çoğunlukla iyi bir insan olup olmadığımın, hangi yolları yürüdüğümün, kafamda yarattığım imajımla gerçekliğimin ne kadar uyumlu olup olmadığımın farkına varmakta güçlük çekiyorum. Burada büyük oranda normal zamanlarımda hatırlamadığım hislerin etkisiyle bir şeyler yazılı. "Neredeydim lan ben en son?" hissine kapılmışsındır muhtemelen. İşte bu kendime yaptığım eleştiri görünümlü övgülerin iki yüzlülüğü bir şekilde benim bir zamanlar nerede olduğumu yada aslında nerede olduğumu düşündüğümü hatırlatmakla kalmıyor saçmaladığım anlarımı da kafamı şöyle bir okşayarak meşrulaştırıyor. Tamamen kişisel yararım için anlayacağın. Muhakkak ki "lanet olası hayat çok kötüsün ama ben epey havalı bir adamım ve kendimi gömmeye çalışır gözükürken aslında ihtiyacım olan övgüleri toplayabilirim" teması var, üstelik son derece de yoğun. Ama dışından ne kadar açık yüreklilikle dalga geçse de özünde çok az insan gerçekten samimi olabiliyor. İşte ben de o güzel insanlardan değilim. Burası da yazılı mastürbasyon peçetem. Dediğim gibi ben o güzel insanlardan değilim ve bu durum işime yarıyor sadece.

Blog'un son gönderisinde gelen bu yorum da harika bir açıklama oldu, tekrar samimiyetle teşekkür ederim.

Kendini Bilmez 18 Ocak 2015 01:34  

Blog bütünü ile sana aitken ve okuyuculara okumaları yönünde herhangi bir baskı yapmıyorken burada tam olarak ne anlatacağın elbette sana kalmış. İster edebiyat, ister mastürbasyon yaparsın veya ikisini birden yaparsın. Sanırım çoğunlukla ikisini birlikte yapıyorsun. Fakat konu bu değil. Kendini bilmezin biri olsam da bunu sorgulamanın haddime düşmediğinin farkındayım.

Bununla birlikte sanki kendini sevmiyor görüntüsü içinde aslında insanların seni sevmesi için veya daha doğru tabirle onlarda "imrenme ile şefkat arası bir tür dürtü" uyandırmak için, ilgilerine vakıf olmak için kendine/dünyaya karşı bu (s)övgüleri döşeniyormuşsun gibi, ters psikoloji ile zaaflardan faydalanarak prim yapmaya çalışıyormuşsun gibi geldi. Bu da bir seçim elbette. Ama bu durum sanki okuyucuya karşı samimiyetsiz bir tavır sergiliyormuşsun gibi hissettirdi. Belki bütünüyle yanılıyorumdur, belki de baştan sona haklıyımdır. Çok da önemi yok esasen. Sadece sessiz kalmak yerine bir fikir beyan etmem gerekli gibiydi. Eleştirime yönelik samimi açıklamana ben de teşekkür ederim.

İlaveten, Cehenneme Övgü'yü okumadıysan tavsiye ederim.

Batuhan Yıldız 18 Ocak 2015 01:50  

Tamamen katılıyorum, tam olarak yapmaya çalıştığım bu tabi ki. Ama aslında bunu çok örtülü bir şekilde yaptığımı düşünmüyordum. Mesela bu bitiriş yazısının girizgahı zaten Julius Caesar metnindeki Marc Anthony'nin cenaze konuşmasından alıntı ve her ne kadar orada "övmeye değil" ifadesi geçse de sanırım en güzel övgü metinlerinden birisidir. Açıkçası buradaki çelişkinin bariz olduğunu düşünmüştüm. Fakat prim peşinde koştuğum bir gerçek. Bazı zamanlar tiksinme duygusu hissetsem de sanırım zamanla bu tavırların insanlar arasında çok fazla ortaya dökmediğimiz sevimli ve zorunlu bir sır olduğu fikrine kapıldım. İlgi benim için bir ihtiyaç, reddetmemin bir manası yok. Kendimi meşrulaştırma düşüncem ise, netice itibariyle kalitesi tartışılsa dahi buraya konulan şeylerin bir ürün olduğu, ürünün üreticiden bağımsız şekillenebileceği ve tamamen samimi olmasının belki de o kadar önemli olmadığı şeklindeydi. Ama elbette ki sahtelik hissedildiyse bu biraz üzücü oluyor. Benim elimden de bu kadarı geliyor. Açıkçası kimsenin okuduğunu düşünmüyordum, o sebepten çoğunlukla çok içrek yazdığım fikrindeydim.

Düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim, kitabı okumadım, açıkçası ismini bile duymamıştım. Okuyacağım.

Herkes rızkına koşuyor işte bir şekilde, dediğim gibi bunun kendi aramızda oynadığımız ve birbirimizin yüzüne vurmadığımız bir oyun olduğunu düşünmüştüm; demek o kadar da değilmiş.

Kendini Bilmez 18 Ocak 2015 02:45  

Elinden geleni değil ama sunuş biçimini eleştirmiştim aslında, yoksa elinden bir şeyler gelebiliyor olduğu izahtan vareste. İnsanın belli bir alanda yükselebilmesinin, ilgi çekebilmesinin veya herhangi bir şekilde kendine fayda sağlar bir şeyler yapabilmesinin tek yolu kemiklere basmak değildir diye düşünüyorum, umuyor da olabilirim. Belki fazla hümanist bir yaklaşımdır benimki, seninki de fazla pragmatiktir. Herkesin doğrusu kendine en nihayet. Yarattığın ikilem ile prim yapmaya çalışman da bir tür kemiklere basarak yükselme çabası gibi geldiği içindi aslında söylediklerim. Yüksek doz kibirden hoşlanmıyor da olabilirim, belki bütün sorun bundan ibaretti. Geçenlerde bir müvekkil, fazlaca övüngen bir meslektaşın günlük ve rutin kendini parlatma konuşmasına katlanamadığı bir an "Çingene gibi kendini övüp durmasana kardeşim, canımız isterse biz seni överiz zaten..." şeklinde çıkışta bulunmuştu. Benim açımdan olaya tanık olması eğlenceliydi ama muhatap olması pek de öyle değildir muhtemelen. Bir gün hayatında bir değişiklik yapmak istersen, iyi olduğun şeyleri insanların gözüne sokmaya çalışmak yerine sendeki şeyi kendilerinin fark edip seni övmelerine fırsat vermeyi deneyebilirsin. Çok bilmişlik etmeye çalışmıyorum yanlış anlaşılmasın, naçizane öneri. Keyif senin.

Bu son yazınmış anladığım kadarıyla? Yorum yapmak için diğer mastürbasyon içeren gönderilerindense bu gönderiyi seçmem isabetli olmuş. Kapanış gibi kapanış konuşması :)

Rızkına olan koşunda başarılar dilerim. Türlü oyunlarımıza karıştırdığımız hilelerin hoş karşılandığı pembe yılları ise galiba her geçen gün biraz daha geride bırakıyoruz. Dünya kirleniyor ama hayat yine de güzel be..

Batuhan Yıldız 18 Ocak 2015 02:59  

Müvekkil çok güzel bir insanmış =)

Başka bir yerde, başka bir zaman artık Cemal olarak yazacağım sanırım; dolayısıyla, evet bu blogdaki son gönderi bu. Kemiklere basmayı pek anlamadım ama yorumlarının anafikri açık. Çok bilmişlik olarak yorumlamıyorum, ama yorumlamış olsaydım da çok bilmişliğe hakkın olduğunu düşünürdüm.

Dediğin gibi hayat güzel =) Ben de istediğin her neyse oraya giden yolunda başarılar dilerim.

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...