Tik-tak

>> 12 Ocak 2014 Pazar

Ne var ki tam o sırada Peter'in acı acı göğüs geçirdiği duyuldu. Wendy onu hasta sanarak hemen yanına koşup karnına bastırarak, "Nen var Peter, neren acıyor?" diye sordu.

Peter, "O türden bir acı değil bu," diye gizemli bir karşılık verdi.

"Nasıl peki?"

"Wendy anneler konusunda yanılıyorsun sen."

Peter öylesine üzüntülü bir heyecan içindeydi ki hepsi ürküntüyle onun başına toplandılar. O da övülesi bir açık sözlülükle, şimdiye kadar gizli tutmuş olduğu gerçeği açıkladı:

"Çok eskiden," diye söze başladı. "Senin gibi ben de inanırdım, annemin pencereyi benim için her zaman açık tutacağına. Böylece sayısız güneşler, aylar boyunca gezip tozdum. Sonra eve döndüm ama pencerelere demir takılmıştı, annem beni hepten unutmuştu çünkü. Eskiden benim olan karyolada da başka bir çocuk uyuyordu."

"Mahzun piçlikler yüzünün aynasında can çekişirken buldum ya seni, ensende çiçek açan tokatlar vaktinde bana sığındın. Gafticilikten kazandığın patatesin gariban çürüyüşünü hatırlasana. Sol omzunda konuşanların dilini bilmeyip, korkudan halılara eridiğin günlerde sana ben dil vermedim mi? Deve kinli antik oynaşlarını sana küsnüttüren o aynaşık bakışını giyinsene. Lusnika senden gitmeden, hufyeten kasnaklasana. Yardan ayrıldım yakalı siyahlarını, kalem sanılan saldırmanı, postalına gömdüğün dikiştutmazını kuşansana. Benden başka Tanrı mı buldun kendine, ben sana bunları helal kılmadım mı? İbrahim gibi nasıl döndüysen yıldızdan, ay da batacak. Seheri savaşarak çağır ki sana doğurtayım.  Seferi sikişerek dövüş ki sana kazandırtayım."

Dedi Cemal'in Tanrısı.

Ama Tanrı'm, gölgeleri üzerime akıyor. Yapış yapış Tanrı'm, kanatlarında ziftlerle üzerime hortlamış martılar yağıyor. Kasıklarında zorlama bir sevgi suyuyla, tahriş olmuş epitelleriyle, tüm sınanmamışlar ve sınanılmaya erkenden cesaret edilemeyenler ve sütsüz memeleri ve kesikler ve sahtekar fallar, cinsiyetsizlikten bunalmış melekler ve kıskanç, yorgun yılların çığlıklarıyla karaciğerimden fışkıran intiharcıllıklar... Tavanımda el ele olmak istiyorlar; büyük, çirkin, karanlık ve gerçek bir Sebt ayininde taşaklarımdan tutmak istiyorlar beni. Tanrı'm, gölgeleri üzerime akıyor. Benden değil misiniz? Benim sayemde değil misiniz? İçimde ölü bir şeyler var, dumansı bir bulantıyla tam diyaframımın oralardan bağırıyorlar. Kalbim bulanıyor Tanrı'm, bulanır mı kalp? Bir sürü yalancı, asimetrik göz duvarlarımda eriyik ve göz bebekleri öylelemesine güzel bir siyah ki... Öldü diyorlar, öldü diye bakıyorlar; yemin ederim ben vurmadım. Yemin ederim ben vurmak istemedim. Rakı beni terk etti. Rakı artık burada yaşamıyor. Aşina olduğum bir nehir kenarında bir huzur peşinde. Gölgeleri üzerime akıyor; siyah, yoğun ve yapış yapış. Dünya'nın atmığı ve ben orospu edilmiş bir başparmaktan başka bir şey değilim. Acıyor Tanrı'm ve otuzbirlerimin duvardaki gölgesi köpekçe bir kehanet kadar gerçek. Ağlatasıya kehanetler ve lanet olsun ki gerçekliğinden senin kadar eminim. Ama bugün ayın ışığı Tanrı'm, sevdim de ne yalan söyleyeyim.

Kal ey seher, gelme daha. Ben ağır aksak çalmaya çalıştıkça evferden ayıp ediyor bana Dünya. Olsun be, yoruldum diye caymam ya ritmimden. Ne iki heceye doydum şimdileyin ne de bu geceye. Böyle güçsüz tornistan edecek değilim sevmekten, İbrahim'ce.

"O zaman yüksel çöktüğün köşelerden afili piç. Şukar delikanlısın."

Dedi Cemal'in Tanrısı.

Eyvallah dedik.

Peter, "Haydi bakalım," dedi. "Ağlamak, zırlamak istemiyorum. Yolun açık olsun, Wendy." Neşeli bir gülümseyişle elini uzattı.

Wendy bu eli almak zorunda kaldı. "Fanileni değiştirmeyi unutmayacaksın, değil mi Peter?"

"Hayır, unutmam, Wendy."

"İlacını da?"

"Unutmam."

Söyleyecek başka söz kalmamış gibiydi. Üzerlerine gergin bir sessizlik indi. Peter acısını herkese belli edicilerden değildi. "Teneke Çıngırak, sen de hazır mısın?" diye seslendi.

"Hazırım."

"Öne düş bakalım öyleyse..."

Düş bakalım.

0 yorum:

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...