Birazcık Alkol Almış Olabilirim

>> 18 Haziran 2012 Pazartesi

Tabi ki de "ben" ya kim olacaktı, kim "sen" olabilmiş ki Allah aşkına bu zamana kadar kolay kolay? Ben bazı şeylerinizi hiç sevmedim arkadaş, ne yapayım? Hasedimden çatlamaktan da sıkıldım. Savcı Esra'yı da vurdular. Vallahi taşa geçer, kendime geçmez sözüm. Gökyüzündeki yıldızı ayrı, yeryüzündeki yalnızı ayrı sikeyim afedersiniz; daral geldi bana. Geçen kaynağa falan gittim, meğer doğumum zor olmuş. Evet, biliyorum ben bunu zaten. Anam bile amından zor çıkardı beni, kolay adam değilim ben. Yok efendim normalmişiz aslında hepimiz. Hassiktirin lan. Rol yapmanıza rağmen, rol yapıyor rolü yapıyorculuğu oynayarak rol yapmadığınızı zannediyorsunuz ya, vay arkadaş. E diyelim ki siz mutlusunuz, ben mutsuzum lan. Hakikatten, diyelim ki öyle. Ama ya benim mutlu olduğum zamanlarda siz ne oluyorsunuz? Benim mutum alayınıza gider, vallahi bak.

Bazen diyorum ki ulan ne biçim seviyorum ya, sevmeyeyim bu kadar, Allah'ım şaşıyor. Sonra bakıyorum, e ne yapayım yani? Seviyorum demek ki Allah beni sevebilme yeteneğiyle donatmış. E seveyim o zaman. Sonra işte bir sürü özgürlük sanrısı falan. Vallahi özgürce sevişme isteğinden değil, kaç sevişme özgür olabilmiş bu zamana kadar zaten. E iyi o zaman, özgürüm demek ki ben ne yapayım. Bakın, beni katil etmeyin. Benim en güzel halim hırsız halimdir. Yüzde yüz dürüstçe kurduğum son cümle biraz agresif bir alt yapıya sahipti, yakın zamanda yeni bir eğlenceli yüzde yüz dürüst cümle kurayım da bu da böylece bitsin. Ben yalan da söyleyebiliyorum çok güzel, e yalan da söyleyeyim o zaman. Herkes en güzel yaptığı işi yapsın. Kaygusuz Abdal gibi, yapmayanın da avradını...

Bir zamanlar bir wikipedia dervişi vardı hayatımın kenarında, O'nun da amına koyayım. İGDAŞ'a ekstra fatura olarak yansıdı en fazla işte. Kitap okumazsan böyle olur. 900'lü yıllarda düşünülenleri ilk ben düşündüm sanarsın, Allah'ın şaşar. Güneş'in altında yeni bir şey yok amını yediklerim.

Kediyi tuttum ensesinden duvara fırlattım. Neden mi yaptım? Kıskandım amına koyayım ya. Kötüyüm ben, kanunlar da buna el veriyor; canınız sıkıldıysa savcılığa verin. Savcı Esra'yı da vurdular. Zaten ben en çok o konsomatris karıyı seviyordum. Bakınız dikkat çekmek isterim, konsomatris karı... Orospu da diyemiyorum. Orospu diyemem zaten. Aslında adını biliyorum, çok iyi biliyorum. Ben neyi unutmuşum bu zamana kadar? Eğer ben birisi hakkında "neydi lan O'nun adı" diye konuşuyorsam rol yapıyorumdur. Adını söylemenin üzerimde batıl inançlarla beslenen bir etkisi vardır, onu saklıyorumdur. Bu zamana kadar anlamadıysanız biraz balık yiyin lan. İstavrit zamanı geçmek üzere. Palamuta iki ay kaldı.

Yaşayış devinimi içerisinde caps lock açıp gülen erkekler var, işte büyükbabam onların ağzına odunla dalardı yaşasaydı. Benim yakışıklı büyükbabam...

Her kadın benim yazdıklarımda başka kadın esintileri buldu. Aslında benim yazdıklarımda kadın falan yok, ben varım bir tek.

"Hani o bir uzak yollar yorgunu, şehir de bir kış kaçkınıydı. Habibim, sen sırtında bir litre zencefilli şarapla sahillerdeydin. Eski sevgilisi ayyaş puştun tekiydi ve müstakbel olanı da çok farklı değildi ya? Şüphesiz ki biz sana o zorlu kadını sınav olsun diye gönderdik. İnanmadığınız bir tanrıya mum diktiğinizde, senin aklından Sırat'tan beraber düşmek geçmiyordu da bir takım öpüşmeler sonrası aklına bu fikri biz koyduk. İşte biz o fikri koyduğumuz gibi alırız ve tüm inanmayanlar da bu nasıl bir büyüdür der..."

Yok yok, daha zamanı değil canım. Ama titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime. Çok sıkıldım amına koyayım. Hani oduncu gömlek üzerine deri yelek ve kumaş pantolon ve kösele ayakkabıyla gezilecek Kırşehir? Allah'ım beni Numune'nin acil servislerinden uzaklaştırma ne olursun. Sıvası dökülmüş bir duvarın üzerinde bile alakasız durabilecek paslı bir borunun içerisinden akan suda ıslanmış bir yaprak.... İşte güzellik budur, nasıl göremezsiniz? Neşet Ertaş'ı sikeyim, o mu yerel sanatçı? Abdallardan korkmadan geçirilen bir gecede eğer abdalları sevebiliyorsanız siz turistsiniz. Eğer bir güzellik uğruna bir köpeği boğmaktan korkuyorsanız siz turistsiniz. Eğer gittiğiniz siktiriboktan yerel barlardan bile "damsız almıyoruz" diye geri çevrilmiyorsanız siz turistsiniz. Ben sizin sıfatınızı sikeyim. Ayıyı ayıyken seveceksin eğer seviyorum diye geziniyorsan.

Sevinmek için sevsem üç büyükleri tutardım. Bazı üzüntülerim öyle güzel ki Allah sırf size acıdığından onları hiç tanıtmadı size. Kaybettiğiniz zaman kahrolmayın diye öyle üzülmediniz siz. Çünkü Allah dağına göre kar veriyor. Erenköy'e yatacak kadar tırışka değilim ben, deli bile değilim. Her şey olması gerektiği gibi oldu. Kuzeyliler buna Wyrd derlerdi bir zamanlar artık demiyorlar. Artık sosyal demokratlar. Büyük resim çok güzel oğlum, bak boy veriyorum. Emre hadi gel.

Anneannemin "oğlum o hasta" diye açıkladığı bir ibne (evet ulan ibne, bütün delikanlı ibneler de gocunmayacaklardır bu nitelemeden) "güzelsen güzelsin, yok mu benzerin" diyor ya. Vay ibne diyorum, haklı lan. Ama alın size ip ucu; yok mu daha güzeli demek yerine yok mu benzerin diyorsa ortada bir sevgi vardır. Sevgi yoksa da kafiye vardır o zaman, saygı duyun. Ben bu zamana kadar sevgi ve kafiyeyi çok az bir araya getirebildim. Ben ben olduğuma göre haklıyımdır ve demek ki bu zor bir iştir.

Geçen adamın biri kelime yarışmasında ortalığın amına koydu. Çok kıskandım, elimden gelse ensesinden tutup duvara fırlatırdım. Sinirlendim yine, kediye whiskas bana makarna... Adaletini sikeyim senin Dünya.

Ama Allah aşkına Çakaralmaz'ın hikayesini anlattığımda kendini o hikayede bulmadın mı? Hopiler der ki; hikayeler anlatan kişi Dünya'yı yönetir. Yuhanna İncili; önce söz vardı diye başlar. Kur'an; "oku" der. Bir ilahiyat yok mu bende bir yerlerde şimdi?

"Kırk düğüm atmışlar sevda üstüne
Yoluna çıkarsa çöz getir bana
Zemheri ayında güller açırdın
Gönlümün kışında yaz getir bana


Aşkın acısına ferman diyorlar
Ellerin fermanı vız gelir bana
Olmaz iklimlerden yollar aşırdın
Gönlümün fermanı yaz getir bana"

Hadi ulan orospu çocukları bunu Almanca'ya, Norveççe'ye, İspanyolca'ya çevirin. Uyuşmuş hissiyatınızı sikeyim. Yenilmiyorum lan. Ayı şiir okuyorum, helva-ekmek yiyorum. Magandayım bakın bayrak sallıyorum. Seneler önce açtığımız siyah bayrağı öylesine mi zannetiniz? Ceketimi yağmurlara astığımdan beri tehlikeli şiir okuyorum. Bıraksalar ayaklarına dolanacağım insanlarımın, kum gibi ezip geçme diyeceğim. Ortadoğuluyum, terör tehdidi altında yetiştim. 8 yaşımdan beri silah kullanıyorum; sarhoş olunca amı götü dağıtmak yerine bıçak çekiyorum, şişe kırıyorum, kavgalar arıyorum. Çok seviyorum kendimi be, çok seviyorum arkadaşlarımı. Çok seviyorum arkadaşlarımın hoşuma gittiklerinde kafalarını okşamayı, hoşçakal derken öpüşmeyi. Ters bir laf ettiğim zaman, "kalbini kırmadım değil mi" diyerek alınlarından öpmeyi. Adonisse bende de var, babamın inşaatındaki Kürt amelede de var. Kürtleri de seviyorum. Hemşerilerimi daha çok seviyorum ama Kürtleri de seviyorum. Almanya - Kürdistan maçı olsa Kürtleri tutarım. "Başe?" derim, "başe, tu çawayı?" derler. Soğan kokarız. Soğan kokalım. Neden soğan kokmuyoruz?

Ferdi Tayfur'un sesinden; seyyah oldum şu alemi gezerim, bir dost bulamadım gün akşam oldu, kendi efkarımla okur yazarım, bir dost bulamadım gün akşam oldu. Ben buldum Ferdi. Vallahi buldum...

Sen şimdi bütün bu zırvaları siktir et güzelim, bunları bu saçmalamaları hiç ciddiye alma. Sen gerçekten boş ver ama gel göğe bakalım. Herkes uyusun; bir seni uyutmam bir de ben uyumam. Gel göğe bakalım. Gözünün yettiği yere kadar...

Sonrası Allah kerim...

"Hani O, herkes zeki olmak zorunda değil, diyordu ya; o güzeldi mesela... Ve haykırmak istiyordu bu gerçeği tüm yaşlı zenginlere televizyonlarda? Haklıydı habibim, haklıydı amına koyayım ya."

Allah'ım, beni sevmeye devam et.

0 yorum:

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...