Götüm Açıkta Kaldı

>> 6 Şubat 2012 Pazartesi

Bir meclis binasının önüne toplanmış insanlık ve ben "oh" diyorum, "şu siktiğimin özel tüketim vergilerini protesto ediyor olsak gerek..." Beşeriyet dediğin ağzını yüzünü siktiğim canavarının Tanrı'nın karşısına çıkmak için toplandığının farkına varmamın sebebi ortamda bir tane bile medya mensubu görememem sanırım. "Vay" diyorum, "öldüm mü lan ben şimdi?" İlahi Komedya'nın da en sıkıcı kısmı cennetti üstelik, burası da olsa olsa cennettir. Bütün kadınların bacaklarında kıl olması beni kıllandırıyor. Feminist bir cennet, üstelik sonsuzluğa kadar sürecek. Moralim bozuluyor. Saçlarımı kim kesmiş, kafamın sol yanındaki yarığa ulaşmaya çalışıyorum; aa kapanmış. Yaralarımı benden almayın, yoksa nerede olduğumu unuturum. Ulan ne sıkıcı yer be! Keşke öldükten sonra arkamdan ağlayanları görseydim bari. Keşke deme Batuhan, keşke demek şeytanı çağırır. Bu kadar yaklaşmışken cennete, şimdi hiç gereği yok. Yine de neden o kadar üzüldüğüne anlam verilemeyen bir kadını yukarılardan izleyesim var. Kaçırdığım sahne canımı sıkıyor. Gözyaşları beni erekte eder. Cennete girdiğimde odama kapanıp bir yarım saat otuzbir çekeceğim bu sahneye, huriler bekleyebilir.

Meclis binasının önündeki kalabalığa hiç giresim yok. Önümde sonsuzluk varken ve ben konforsuzluktan bu derece hoşnut bir ölüyken gerekirse şuradaki mermerlerden ayrılmış çimenlerde yatarım. Tanrı beni yeşil çimenlerde yatırır. Acaba ünlü falan oldum mu ben? Amel defterimi hatırlamıyorum. Uzanıvereyim şuracığa. Geçiyorum kalabalığı, binanın yanından geçen caddeye doğru ilerliyorum. Hiçbir araç yok. Tabanvay işime gelir, bütün üşengeçler ağlasın dursun. Bir güneş battı batacak ama aslında hiç batmayacakmış ve hiç yükselmeyecekmiş de. Bunları ben nerden bildiğimi hiç bilmiyorum. Caddenin karşı tarafında sahil başlıyor. Akdeniz iklimi gibi bir iklim... Sonra dilekçe verir kendimi yayla konseptli bir cennete aldırırım, sıkıntı yok. İnsanın vakti bol olunca, düşünceleri nasıl da erteliyor.

Caddenin kenarında bir adam var.

Her şey aydınlanıyor bir anda. Görür görmez anlıyorum. Üzerindeki kirlenmiş beyaz şile bezi gömleğinden mi, kokusuzluğundan mı? Fikrimiz yok, rüya bu. "Hassiktir, Tanrı'm?" Ahaha benim Tanrı'm orospu çocukları, ben size hep dedim. Ben size hep dedim. Antidepresan isimleriyle kadınları sikmedim, içimdeki çocukları satmadım, hiçbir kavgadan kaçmadım, kadınların adet günü olup olmamasına hiç bakmadan onları mutlu etmeye çalıştım, kurban bayramlarında akan kanı en güzel ve en erken ben anladım. Tanrı'yı da ben buldum. Hiçbiriniz bulamadınız. Tanrı'm şuraya bir tekel yaratır mısın? Tanrı'm seni çok seviyorum. Senin karşında çok acizim. Benim güzel, muzır Tanrı'm sahile bakıyor. Kayıp çocukların Tanrı'sı. Sağdaki ikinci yıldızdan sabaha kadar yol sürerek mi geldik buraya?

Tanrı sinsi bir tuzak kurmuş ve benim kalabalık dışına yönelmemden çok memnun. Aferin diyor, biliyordum diyor içinden. Bir sürü orospu çocuğu kalabalıkta birbirine fortluyor. Yanına yürüyorum. Dante, sen benim yarrağımı ye; cahil puşt. Ve mekerü ve mekerallah vallahü hayrü'l makirin. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Sakince adımlarımı atıyorum oturduğu mermer merdivenlere. Tanrı'm bütün yaraların güzelliklerini ben görürüm değil mi? Bütün hikayeler beni bulur işte. Ben mutluluktan ağlıyorum, O yüzünü bana dönüyor. Gözleri benim çocukluğumun gözleri. Kahverengi ve sinsi. Tanrı'nın gözlerinin kahverengi olduğunu biliyordum. Buğday ten, bir zamanların koyu kestane saçları ve toprak rengi gözler... Çipil çipil... Ben ağlarken, O gülüyor. Tam da benim yapacağım hareket ama O Tanrı. O'nun duvarına işenmez. Artık bi'at vakti, zaten çok da yorgunmuşum verdiğim bütün benlik savaşlarından. Yanına çöküyorum. Kokusu yok. Güneş asılı ufukta. Canım sigara çekmiyor.

Beşeriyet bağırıyor, fortluyor, kokuyor, uğraşıyor, didiniyor... Bir sonuç istiyor, bir hesap dökümü, bir varış durağı... Biz yola bakıyoruz. Yollardan başka kıble yok. Yolda olmak güzel. Asimetrik güneş ışıkları altında, bir tarafım yanarken ve postallarım ayaklarıma vururken ben yine yürüyeceğim. Çünkü yollardan başka kıble yok. Ben hiç varmadım. Ben hiç varmadım. Ben hiç varmadım. Ne güzel...

0 yorum:

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...