Ask The Dust

>> 2 Ocak 2011 Pazar

Oha!

Güzel Garson Kız'a mektup verdim, ben yaptım bunu... Batuhan Yıldız yaptı. Arkada Hallelujah çalarken gerçekleşti her şey. Your faith was strong, but you needed the proof, you saw her bathing on the roof, her beauty and the moonlight overthrew you... Kalbim 130'dan aşağı atmıyordu sanırım, yağ yakımına geçmiş olmam gerekiyordu. Başıma gelebilecek en güzel kardiovasküler antrenmanlardan birisiydi.

Temyiz kudretimi biraz zayıflatmaya ihtiyacım olduğundan, öncesinde kalan son Jim Beam'in yarım şişesini bitirmiş olmam hikayenin güzelliğinden bir şey götürmemeli bence. Suça hazırladım kendini ama suç da kendini bana hazırlamıştı. Her şey olması gereken yerdeydi, Güzel Garson Kız'ın benimle sizli bizli konuşmasını saymazsak... Sigara pakedimi üç saat içerisinde bitirişimin ardından istediğim çayın yanında bana bir dal sigara getirişi mesela, tam da olması gerektiği gibiydi. "Sanırım bitmişti" deyişi, tam olması gerektiği gibiydi. Allah'ım, teşekkür edişi tam olması gerektiği gibiydi. Neden bahsediyorum, deli de vardı üstelik. Canım deli, Dünya'nın en güzel insanı. El sıkıştık, kafa tokuştuk. Bana inanmıyorsanız Emre'ye sorun. Yoldaki toza sorun. Mojave çölünün başladığı yerde tek başına duran bodur ağaçlara sorun. Yok, bu başkasının hikayesiydi.

Oha!

Güzel Garson Kız'a mektup verdim; ben yaptım bunu, Batuhan Yıldız yaptı! Praise the Lord, Hallelujah! Tanrı benim çobanımdır, benim eksiğim olmaz. Beni taze çayırlarda yatırır, beni sakin sular boyunca yürütür... Okunabilecek en güzel kitaplardan birinin arasına koydum mektubu. Toza Sor! "Sana bu kitabı yılbaşı hediyesi olarak vermek istiyorum, kabul eder misin" diye sordum O'na. Hemencecik o güzel teşekkürlerinden birini daha patlatıverdi. İçine baktı, "arasında aptalca bir şey daha var, umarım sorun olmaz" dedim. Kafamın içerisinde böyle bir şeyi ilk defa yapıyor olmamın belirsizliğinin verdiği bir tedirginlik çınlayıp duruyordu. Tekrar teşekkür etti. Gerildi mi acaba? Gerildi sanki. Gerilmese keşke. Kadıköy erkeğinin entellektüel abazanlıkla sınanışlarının bir örneği değildi bu. Sonra sanırım "mutlu yıllar" deyip, topukladım oradan. Benim gibi bir insanın alabileceği maksimum miktarda sorumluluğu almıştım halihazırda. Başım dönüyordu. Batuhan Yıldız, profesyonel bir sorumluluk kaçağı! "Aleleleee" diye bağırıp, topuklarım götüme vura vura kaçmadıysam yine de bir gelişme var demektir sanırım.

Sevgili Güzel Garson Kız; olağanüstü adaçayı getirici, harikulade merhabaların sahibi, muhteşem hırkalar giyinici, renksiz ojelerin sürünücüsü, insanın ruhuna işleyen tebessümlerin sahibi... Hayatımın çok zor geçen bir dönemine sadece Dünya’daki var oluşunla masum, naif ve güzel bir damga vurdun. Yaşadığını bilmek çok güzel. Umarım ki sen de benim var oluşumdan en azından bir rahatsızlık hissetmemişsindir. Seni tedirgin ettiysem yazıklar olsun bana. Ama yüzünde bir tebessüm oluşturabildiysem de ne mutlu... Adımını attığın her yeri güzelleştirme konusundaki yeteneğinin bir ömür boyu sürmesini dilerim.

Ve böylece ıhlamurun dibinde oturma zamanlarını da kapatmış bulunuyorum. Şüphesiz ki oraya tekrar gidebilecek değilim. Rize'li amcanın beni vurması ihtimalinden ziyade, Güzel Garson Kız'ın tedirgin olma ihtimali bana Kadıköy'de bir yolu daha kapattı. O'nu bir daha göremeyecek olmam biraz trajik. Fakat biraz hastalıklı bir şekilde O'nu da kendimin koruyucu azizlerinden birisi ilan ediyorum. Böylece kendisi bilmese de artık benim zihnime ait, güzel kayıtlardan birisi haline gelecek. Üf be Güzel Garson Kız, her yeri gezdireceğim sana. Keyifli bir adamımdır ben biliyor musun? St. Güzel Garson Kız; adaçaylarının, naif teşekkürlerin azizesi...

Güzel Garson Kız'a mektubu verişimin ardından bir başka kafe&bar'a girip, üç bira içtim. Kayıp Çocuklarla konuştum. Sevgili Kayıp Çocuklar... Wendy bizi terk etmişti, suçlanacak bir yanı yoktu elbette. Yine de onların bu annesiz, öksüz halleri bazen oldukça üzüyor beni aslında. Ve eğlendik. Arnavutköy, saygıdeğer hatıraların başkenti... Tabi ki zaman zaman yine de insanın aklı Fidayda'nın başkentine de gitmiyor değildi. Haydari, lahana dolması ve Arnavut ciğeri... İçim ürperiyor, ya evde yoksan? Hayde gidelum, hayde; dağa, karayemişe! Hazin bir nar eksikliği hikayesi... 2011, ananı sikmeye geliyorum! Meftunum sana, başıma ne geldiyse senin yüzünden geldi. Ayakkabı boyasıyla boyalı suratlar... Oje! Hangi oje yakışmaz ki kız sana? St. Güzel Garson Kız, artık benim hayatıma dair olduğunu söylemiştim. Bazen anlatacak o kadar fazla yaşanmışlık oluyor ki insan sadece başlıkları geçebilecek kadar güçlü hissediyor kendisini. Bu da o zamanlardan birisi işte. Teşekkürler Kayıp Çocuklar!

So you can stick your little pins in that voodoo doll
I'm very sorry, baby, doesn't look like me at all
I'm standing by the window where the light is strong,
They don't let a woman kill you not in the Tower of Song

Daha önce de söylemiştim; "don't call me a son of a bitch! I am Bandini, Arturo Bandini!"

3 yorum:

Miss. Papercut 2 Ocak 2011 23:37  

sen yaz. bi köşede susup okurum ben.

Güzel Garson Kız 3 Ocak 2011 05:56  

Mereba;
Kitap için teşekkür etmek üzere 'sana' ulaşmaya çalışırken (biraz da tepkisiz durmayı beceremediğimden de olabilir.) kendimi birden burda buldum. Mabedine izinsiz girip sohbetini böldüğüm için özür dilerim ama pekte gizli bir yer gibi durmuyordu açıkçası.
Kitap için tekrar teşekkür ederim.Gerçekten güzel bir şeye benziyor. Gerçi henüz okuyamadım ama bu kitabı sevmediğimden ya da kitap okumayı sevmediğimden değil , ama mektubunu okuyabildim. Ve açıkçası... ne diyebileceğimi bilemiyorum. Oldukça güldüm, yani tebessüm ettirmeyi başardın. Her kadın beğenilmekten, ilgi çekmekten, izlenmekten, güzel bir kitap içinde mektup almaktan hoşlanır. (Ve nedense bilindik komplimanlardan. Özellikle bilindik.)
İtiraf etmeliyim ki burda yazdıkların daha samimi. Mesela ''farkıma var GGK'' (emin ol insanın aklına yasadışı sol örgüt adının kısaltmasından çok daha kötü şeyler geliyor bu kısaltmadan.Fesat bir insan değilim hayat böyle.)''rüyanda gör beni'',''yavrum, canım olalım'',''al koynuna da uyut beni'' böyle yazınca farkettimde bak iyi şarkı sözü olurmuş aslında.
Afedersin,biraz fazla oldu sanırım ama yine de tutamayacağım kendimi.
Sende yazma cesareti var. Hayallerin içinde boğulmaktan korkmuyorsun. Cesur fantezilerin var. Ama hayat hiç öyle değil.
Hayalinde ki GGK da hayatta hiç öyle değil.

Oldukça muhteşem mektup verici, mükemmel komplimanların sahibi,olağanüstü hatta destansı hayalperest adam.Seni kırmak değildi niyetim.

Ben sadece teşekkür etmek istemiştim ama birden kendimi yukarı dönüp ne yazdığımı okuyamayacak kadar lakırtı etmiş buldum. Rahatsız ettiğim için özür dilerim. Hoşçakal.
GGK

Batuhan Yıldız 4 Ocak 2011 10:59  

Sevgili GGK =) Beni bir şekilde bulup bir cevap vermene çok sevindim. Netice itibariyle seni bir daha görebilmek pek olası değildi. Canını sıkma, ne hayallerimin ne de benim pek öyle kırılgan bir yapımız yoktur. Zaten yazdıklarında kırıcı sözler değiller.

Kendi gerçeğinle hayallerimin gerçeğinin örtüşmemesi son derece beklenebilir bir durum. Dünya üzerinde geçirdiğim 24 seneyi bu tarz gerçekliklerin farkında olmadan geçirmemiştim zaten =) Sana karşı kendimi dışavurmak istedim ve yazmak en rahat kullanabildiğim araçtı. Benim gözlerimdeki kendini gör, bir de benim gözlerimle kendini sev istedim sadece. Tedirgin olmadığını öğrenmek beni epey rahatlattı.

Hayatta herkes her şeyi yapamıyor sevgili GGK. Mesela sen beni rahatsız edemezsin =) Yine de bu güzel kaygın ve sözlerin için teşekkürler...

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...