Cevap Gelmeyen Mektuplara Cevaplar No: 1

>> 26 Nisan 2010 Pazartesi

Neden bizim gözlerimize şarkılar yazmıyorlar Nefis? Neden mavi gözler gökten, denizden geçilmiyor; neden yeşil gözler övülüyor bu kadar? Neden toprağa benzetilmiyor bizim gözlerimiz? Neden reklamlarda Atatürk’e soru soran çocuklar bu kadar mavi? Gözlerimizin nesi var Nefis? Maviş-sevicilere mezarları, çürüyen sevişme organlarını mı hatırlıyoruz prematüre olarak? Ağaçların neden yapraklarını, çiçeklerini ve meyvalarını seviyorlar bu kadar? Aşkları neden ürünlere her zaman? Gözlerimizin rengini aldığı bütün ağaç gövdelerine bir şeyler kazıyorlar; ürünlere olan aşklarını, adlarını, tuttukları takımları kazıyorlar... Gözlerimizin renginin nesi var Nefis, Allah aşkına söyle? Buğday tenlerimizin nesi var? Saman kağıt rengi tenlerimizin nesi var? Kurşun kalemleriyle kirletmeyeceklermiş gibi övüyorlar beyaz tenleri... Bazı şiirler çok boktan oluyor Nefis, deliriyorum.

Sert sigaraların boku mu çıkmış Nefis? Neden annem ultra-süper-mega light içiyor sigarasını ve ben nasıl bir gerizekalı olarak unuttum bir paket kendime almayı? Acil durum içkilerimi kimler içmiş ve asidi kaçmış Marmara Gold’a mahkum ediyorlar beni gecenin bu saatinde? Bir litre bira mı olur Allah aşkına? Delirmiş insanlar.

Neredesin Nefis? Öpüşüyor musun Güney’de bir yerlerde? Sorun olduğundan değil, sadece taşaklarımı patlatıp intihar edeceğim sanırım birazdan. Şaka yaptım Nefis, biliyorsun. Kendim kadar seviyorum en az taşaklarımı... Taşaklarım demişken, selamları var sana. Bir ara bir şeyler yapalım diyorlar. Ne münasebetsiz şeyler şu taşaklar. Aksi gibi söylemesi de keyifli kerataların. Taşak! Keyfim yerine geldi vallahi Nefis, gidip bir tane daha ultra-süper-mega light sigara içeceğim sanırım. Diş doktorum dişlerimi çok övdü Nefis. Nazik bir şekilde biraz kocabaş olduğumdan ama kemik yapımın sağlamlığından dem vurdu biliyor musun? Yalnız sinirleri biraz uzunmuş, aslında dişlerim biraz uzunmuş komple. Normalin 1,5 katı kadar anestezi yaptı sanırım, ağzımı yedim. Ama birazcık. Dişlerini fırçalıyorsun sanırım dedi, yılda on kere falan dedim. Çok sevdi dişlerimi, aferin dişlerine ama sen de biraz fırçalamalısın dedi. Ben de gittim diş fırçası aldım, dişlerim beni övdürdüler o yüzden fırçalanmayı hak ettiler diye düşündüm.

Bugün iki kez kahve içtim ve uykusuzum birazcık. Acil durum içkilerimi birilerinin içtiğinden bahsetmiş miydim? Sanırım bahsetmişim. Bu çok adice bir hareketti Nefis. Sert sigaraların boku çıkmış gibi olağanüstü-ultra-süper-mega light sigaralardan içmek zorundayım. Bunlar da öldürüyor oysa. Her sik öldürüyor zaten. Mesela çok sevişirsen veya az sevişirsen belli hastalık yüzdelerin artıyor. Bunu bir yerde okumuştum. Sanki kararında sevişmek mümkünmüş gibi. Mesela sen çok güzelsin. Taşaklarım da onaylıyor bunu. Dedim ya münasebetsiz şeyler şu taşaklar. İyi ki senin yok bence. Olsaydı bu ilişki yürümezdi çünkü. Senin memelerin de bana bir şeyler söylediler mi? Neredesin ki sen? Güney’de bir yerlerde tombiş kılıklı adamlardan uzak tut memelerini. Sen çok güzelsin, yakışıklı adamlara layıksın. Yakışıklı demişken saçlarımı kestirdim biliyor musun? Beğendiler ya da beğenmiş numarası yaptılar. Ama bence beğendiler, ben beğendim. Trabzonspor formam var üstünde, arkasında Yattara yazıyor. Memelerini Yattara’dan uzak tutmalısın, üzerime bir zenciyi kaldıracak pozisyonum yok. Yoksa bağırarak kulak zarımı patlatır ve intihar ederim. Şaka şaka etmem, ben kulaklarımı çok seviyorum. Ama sen yine de Yattara’dan uzak dur, karaktersiz bir adam o. Sürekli sakatlanıyor. Oysa bir de bana bak, domuz gibiyim alimallah.

Neden bizim gözlerimize şarkılar yazmıyorlar Nefis? Amına koyayım ben böyle işin. Olağanüstü-ultra-süper-mega-fantastik light sigaramı yaktım şimdi. Sert sigaraların boku çıkmış gibi. Benim neden bir albayım yok dersin? Çünkü ben hiyerarşide altta kalmayı kaldıramıyorum. Neyse ki her zaman karşımda dimdik, hazırolda bekleyen organlara sahibim; o manyak aktör gibi ayaklarımdan dayak yemiyorum ben. Benzemiyorum ben ona, o kaybetmiş, ölmüş, ölü o ölü ölü...

Senin gözlerin çok güzel, başkası aksini söylerse haber ver; taşaklarımla gelip o adama estetik dersi verebilirim senin için. Neyse, Güney’de bir yerlerde memelerin ve dudakların ve gözlerin ve avuç içlerin ve baldırların ve göbek deliğin ve koltuk altların umarım yalnızdır. Sorun olduğundan değil Nefis, sadece her an çok kuvvetli bir nefes alıp ciğerlerimi patlatmak suretiyle intihar edebilirim. Şaka yaptım be aman, etmem ki. Ciğerlerimi çok seviyorum yoksa götüme mi sokayım sigarayı? Ne biçim sigaraysa bu, saman gibi... Ciğerlerimin sana selamı var, kokun yanımızda olmadığı için onları artık tütünle asfaltlıyorum. Hayat çok acımasız. Çok yalnızım Nefis. Neyse çok yazdı artık kapatmam lazım. O Güney’in ben amına koyayım.

Seni her zaman seven,

Ben

2 yorum:

Darius 27 Nisan 2010 23:13  

güzel yazı. nedense ilk cümlelerini de ezberletti bana. Öyle kendi kendime yürürken mırıldanmaya başladım. Yeni mi yazdın yoksa eskilerden mi pasladın ?

Batuhan Yıldız 28 Nisan 2010 00:04  

26 Nisan 2010, saat 03:26'da yazdım; 03:27'de yayınladım vallahi =) Teşekkür ederim.

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...