Rain Dog

>> 4 Ağustos 2009 Salı

The rum pours strong and thin, beat out the dustman with the rain dogs;
Aboard a shipwreck train, give my umbrella to the rain dogs
for i am a rain dog, too

Üzerine işedin O'nun. O'nu bir direk yerine koydun, bir çöp konteynırı, kokladığın çimlerin yanında olma talihsizliğine uğramış bir parça duvar, Berlin duvarı... Auer sobanın yanındaki içi kömür dolu plastik kovaya nasıl işediysen öyle işedin işte. Beklenen dayak henüz gelmedi. Bununla böbürlendin. Böbürlenmek senin en iyi yaptığın işti, böbürdün, böbürtmedin, böbürülmekten hoşlandın, böbür, böbür, böbür... Sana kalsa Oxana Malaya'yla çiftleşmek ilginç bir tecrübe olurdu. Dilleriniz dışarıda hev, hev, hev derdiniz birbirinize. Hev, hev; hadi çiftleşelim. Hev, hev; tamam. Hev, hev; bu gece Taras Bulba'nın at koşturduğu çayırlarda ulumaya ne dersin? Hev, hev; çok tatlısın belki yemeği de dışarıda yaşlı, uyuz, güçsüz bir itten çalar yeriz. Hev, hev; belki biraz da kedi korkuturuz? Hev, hev; ha ha!

Tam olarak bir köpeksin. Evlatlık bir köpeksin, daha fazlası değil. Misafirliğe gittiğinde ön ayaklarını bir kanepeye atarak, kanepe sikmek istediğin zamanlar oldu senin. Yağmurda kaldığında köpek gibi kokarsın. Yavruyken sende gördükleri zekice pırıltılarla kandırdın sahiplerini. Ve O'nun üzerine işedin. O'nu O'nun dediği gibi bir gemiye dönüştürmek istedin. Sen bandıralı bir gemi olarak gezecekti Kadıköy'de, okulda, şurada, burada... Herkes bilecekti, Jolly Roger'ından tanıyacaklardı. HMS Kadın koyacaktın onun adını. His Majesty's Ship... Çünkü daha azı seni tatmin etmezdi. Piçliğine bakılmadan adı Kont konulmuş bir köpeksin sen. Sirkte çalışamazsın. Eve hırsız girse kendini kulübene kilitlersin. Ayaklarınla kulaklarını kaşımaktan zevk almak senin işin. Ve sonra aletini görürsün ve hev dersin. Vay be! Dünya'nın senden bir damla olduğunu düşünürsün. Ön ayaklarını Etna'nın yamaçlarına atarak aletinle Dünya'yı bir volkanik patlamadan kurtarmayı da... Ay senin çiçek bozuğu arkadaşın, yüz vermemek için ulumazsın bile...

Dişine göre olanları ısırdın. Hırlamadın bile, hırlamazsın sen. Isırır mı diye sormak isterlerdi sahibine. Güven verir gibi dururdun ve sonra hart! Sadece dişine göre olanları ısırdın. Sonra dayak yerdin. Köpekliğinin suratına vurulması hoşuna giderdi. Lok lok diye su içerdin utanmadan. Sahibinin çocuğunu ısırdın sonra. Sonra dayak yedin. Sahibinin aşil tendonunu ısırdın sinsice. Ve yapabileceğin en aptalca işi yaptın. O'nun üzerine işedin. Bu sefer boyunu aştın, itoğlu it... O seni istediğin her türlü sevgiyle besledi, artık sen bir piç kırması değilsin. Ön ayaklarını kaldırıp, sırt üstü yatmadan yaşayamazsın. Çünkü karnın okşanmalı doyduktan sonra. Ve O çok iyi bir okşayıcıydı. O okşayanlar arasında en hayırlısıydı. Viyk viyk diye sokulurdun O'nun kokusuna sen. Viyk viyk; özür dilerim. Viyk viyk; seni çok seviyorum. Emrine Sputnik verilmiş Laika gibi hissettin onun bölgesinde. Ve sonra biraz sürtüp, burnunu çöplere sokmak istediğinde; köpek geçmişini hatırladığında ne kadar çıplak kaldığını gördün. Laika yapması gerekeni bilirdi, sen değil. Sen üzerine işediğin bir kadın gemisi nasıl kullanılır bilmiyordun. Karaya oturtacağın kesindi. Laika'dan nefret ettin bu yüzden... Ve Belka'dan, Muşka'dan, Strelka'dan... Bütün komünist köpeklerden korktun.

Kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırdığında bile, götü kollamak için dedin. Dik kuyruklu safkanlara hev hev dedin; ibne oldukları için, götlerini açıkta bırakıyorlar. Dişi safkanlara hev hev dedin; üf yavrum yesinler seni, yıkıl da altında kalayım... Birisi çömeldiğinde onun taş atacağını bilmene rağmen bir umut koklaya koklaya gittin, insan bacaklarının arasına. Küt! Viyk! Hoşt! Hev, hev! O'nun üzerine işedin sen. Çünkü hayvandın. Çünkü ehlileştirilme korkusuyla ağladın hep. Çünkü Vahşetin Çağrısı'na kulak verecek kadar zorlanmamıştın hiç. Hiç kanlı ishal olmadın, uyuz da. Tam eğlenirken bir anda ısıran saçma köpeklerdensin sen. Bir sinek olsaydın insanoğlunun gözüne kaçanlardan olurdun. Bir karafatma olsaydın eğer böcek yemlerini afiyetle yer, osuruğunda boğulup giderdin. Vakitli vakitsiz öterdin bir horoz olsan. Kümesinde tavuklara ü ürü üü derdin; insanlardan mı korkacağım? Hah! Onlar benim sanatımı anlamıyorlar. Ve çorba olmak üzere giderken bir baltanın altına, ü ürü üü derdin insana; abi bokunu yiyeyim.

Ama sen bir köpeksin. İki cins köpeğin, işe yaramaz yavrususun. Padişah olsan II. Selim olurdun. Ama değilsin işte, o bile değilsin. Bir köpeksin sen. Ve O'nun üzerine işedin. Bu o küçük köpek beyninle yaptığın en büyük hataydı. Bu o küçük köpek kaderinle bulaştığın en büyük belaydı. Siyah-beyaz bakışlarına eklenen yedi rengi kaldırabilecek bir kuçu değilsin sen. Farklı olmayı kaldırabilecek bir köpek değilsin. Ve O, Allah'ın belası bir direk değil. O bir çöp konteynırı, bir Çingene çiçeği kovası, bir tretuvar taşı, bir kavak dibi değil. Çünkü bunların hiçbiri seni böylesine okşamamıştı. Hiç bir kanepe, hiç bir dişi seni böyle mest etmemişti. Lassie'yi düzmeyi düşünmeyi bile kesmiştin. Ama bu sefer boyunu aştın, köpoğlusu. Bu sefer boyunu aştın.

Geber şimdi. Art ayaklarınla boynunu kaşı ve aletini gör. Ve hev de; vay be! Eline tornavida verilmiş bir çocuk gibi saçma tamirlere giriş. Vidalamaya giriş. Vidaları sök, vidaları tak, gevşet, sık. Şaşırmaya devam et, köpecik. Kendini gebertmek istediğini biliyorum artık. Pireler sırtında bir cumhuriyet kurmak isteyecekler senin kalitesiz kanından isyan edip ve bir pire Brütüs'ü ölümcül bir virüs hançerini vuracak sırtına. Hev hev diyeceksin ona; sen de mi pirelerin Brütüs'ü? Ve vzz diyecek o; üzgünüm köpek, ama cumhuriyet için. Ve uluyacaksın; öyleyse yıkıl köpek!

Ve dua edeceksin, birilerinin bu şairane ölümünü görüp etkilenmeleri için. Bir köpek Shakespeare'ın seni ölümsüzleştirdiğini düşüneceksin. Belediye leşini bir çöplüğe atacak ve kurtlanacaksın. Ve bileceksin ki O, bunu anlamıştır. O senin kurtlandığını anlamıştır. O senin için eminim ağlamıştır. Bir yerde, bir şekilde, yine de yüzünü tatlı ellerinin arasına almıştır. Bacaklarında sidik, gözlerinde göz yaşıyladır o an. Çünkü O'nun seni bilmesi için böyle bir ölüme hiç gerek olmamıştı. Ve sen kendini bir şekilde, bir güzele öldürtmeyi başarmış olarak gideceksin bu Dünya'dan. Er ya da geç...

2 yorum:

Darius 5 Ağustos 2009 03:21  

Aklıma geldi de,Brutus'un sezar'a kadir inanır sesi ile "yıkıl sezar" demesi ne kötü olurmuş.Tabii tüm bu düşüncelerim
yıkıl köpek lafının o ünlü aktöre ait olduğuna dair fikrim ile temellendirilmiş durumda.

ellerinize sağlık ayrıca.İlk iki yazı ile anlaşıldı ki ergen blogu olmayacak.Gerçi öyle olmasını beklememiştik ama olmayanına da rastlayamamıştık henüz

the fool 12 Ağustos 2009 20:40  

internet kafede olmam hasebiyle yazıları okuyamıyorum ama fotoğrafın şahaneymiş. ben küçükken halamın yaşadığı köye gitmiştik, orada da uçurumun kenarına salıncak kurmuşlardı, o korkuyu ve heyecanı unutamıyorum hala ( biraz ara verdikten sonra nur çintay tadında yazmanın dayanılmaz ağırlığı ) sevgiler saygılar.

İş & Güç

İş & Güç
Huysuz, tatsız, tutsuz kadın...

Not Anymore

...
Well, he went down down down;

And the Devil said; "where you been?"
He went down down down,
He screamin' down around the bend.
Down down down,
This boy went solid down;

He was always cheatin'
And he always told lies,
He was always cheatin'
And he always told lies...